Kategori arşivi: Hareket

Nefesköy Kasım 2018

Kasım’da Nefesköy’de Nefes ve Yaratıcılık için Buluşuyoruz!

Pastırma yazının son günlerinde yemyeşil doğası ve tertemiz havasıyla Yuvacık Nefesköy’de doğayla iç içe nefes ve yaratıcılıkla dolu bir hafta sonuna ne dersiniz?

KASIM’DA NEFESKÖY’DE NEFES VE YARATICILIK İÇİN BULUŞUYORUZ!

Yer: Kazandere Köyü, Yuvacık, 41090 İzmit. Yol tarifi: https://bit.ly/2NNkxJ6
https://www.facebook.com/Nefeskoy/
Giriş: 16 Kasım Cuma 18:00
Çıkış: 18 Kasım Pazar 18:00

AYRINTILI BİLGİ VE KAYIT İÇİN LÜTFEN BURAYA TIKLAYIN!

Hafta Sonu Nefesköy’de Nefes ve Yaratıcılık için Buluşuyoruz!

Henüz havalar daha soğumamış, keyifli Eylül ayı sona ermemişken yemyeşil doğası ve tertemiz havasıyla Yuvacık Nefesköy’de doğayla iç içe nefes ve yaratıcılıkla dolu bir hafta sonuna ne dersiniz?

NEFESKÖY’DE NEFES VE YARATICILIK HAFTA SONU

Yer: Kazandere Köyü, Yuvacık, 41090 İzmit. Yol tarifi: https://bit.ly/2NNkxJ6
https://www.facebook.com/Nefeskoy/
Giriş: 28 Eylül Cuma 18:00
Çıkış: 30 Eylül Pazar 18:00

AYRINTILI BİLGİ VE KAYIT İÇİN LÜTFEN BURAYA TIKLAYIN!

Hayat İçin İyi Şeyler Çalışmamız Başlıyor

Dansla, sanatla, nefesle hayat kalitesini artırmak isteyenler için Hayat İçin İyi Şeyler çalışmamız Fenerbahçe Arsu Sanat Akademisi’nde başlıyor! Ücretsiz tanıtım seanslarımız 21 Ocak Pazar ve 5 Şubat Ptesi günleri.

Bu program kapsamında 8 hafta boyunca hayat kalitemizi artırmak için kendimizle ilgili neler yapabiliriz konusuna odaklanarak bu konuda çeşitli yaklaşımlar ve uygulamalar deneyimleyerek kendimiz ve yaşamımız hakkındaki bilgeliğimizi ve ustalığımızı artıracağız. Çalışmanın temel odağı olarak yaşamımızı an be an belirleyen bedensel, zihinsel, duygusal ve ruhsal deneyimlerimizi araştıracağız ve kendimizi bu düzeylerde daha yakından tanıyacağız. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşamın günlük hayatımızda bu dört düzeyde mümkün olduğunca dengeli bir deneyim gerektirdiği inancından yola çıkarak, bir yandan kendimize daha yakından bakarken bir yandan da kendi doğal dengemiz nasıldır, bu dengeyi nasıl yakalayıp sürdürebiliriz onu keşfedeceğiz.

8 hafta boyunca beraber devam edeceğimiz bu keşif ve öğrenme yolculuğunda zihnen ve bedenen rahatlama ve gevşeme, farkındalığımızı artırma, bedenimizin hareket kapasitesini tekrar keşfetme, topraklanma, nefes kapasitemizi artırma, hayatımıza tekrar oyunu, neşeyi ve keyfi katma, duygularımızı fark etme ve sağlıklı bir şekilde ifade etme, yaratıcılığımızı ve doğaçlama yeteneğimizi aktive etme, kendimize ve hayatın akışına güvenme gibi konularda deneyim kazanacağız. Edindiğimiz bütün deneyimler ve içgörüler bizim daha dengeli ve kaliteli bir hayat sürdürmemize yardımcı olacak.

Grup olarak gerçekleştireceğimiz tüm uygulamalarımızda yaratıcı sanat terapisi, dans-hareket terapisi, Transformal Nefes®, meditasyon, masaj gibi modern ve geleneksel bilgi ve tekniklerden yararlanacağız.

Ücretsiz olacak tanıtım çalışmalarına katılmak için Programa kayıt yaptırmak için Arsu Akademi’ye (216)3367040 numaralı telefondan ulaşmanız yeterli.

Ayrıntılı bilgi için: https://www.facebook.com/events/1542015979248853/

Gölge olarak beden

Gölge diye adlandırdığımız şey egonun bastırılmış yanlarından oluşur ve kendimize ait varlığını kabul etmediğimiz özellikleri temsil eder. Giysilerimizin arkasında sakladığımız bedenimiz genellikle bilinçli olarak reddettiğimiz birçok şeyi açıkça ve doğrudan ifade eder. Dışarıya gösterdiğimiz yüzümüzde genellikle, öfke, gerginlik, üzüntü, sıkıntı, depresyon gibi duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı belli etmek istemeyiz. Jung 1912’de “Kabul etmeliyiz ki Hristiyanlığın ruha verdiği önem ister istemez insanın fiziksel yanının dayanılması güç bir şekilde küçümsenmesine yol açmakta ve insan doğasının iyimser bir karikatürünü yaratmaktadır” diye yazıyor. 1935’te İngiltere’de verdiği bir derste ise Jung şunları söylüyor “Gölge yanlarımıza bakmayı sevmeyiz. Dolayısıyla günümüz medeni toplumunda gölgesini tamamen kaybetmiş olan birçok insan var. Bu insanlar üçüncü boyutu ve genellikle onunla birlikte bedenlerini de kaybetmiş durumdalar. Beden güvenilmez bir dost, çünkü başımıza hoşlanmadığımız şeyler çıkartıyor. Egonun gölgesi beden üzerinden açığa çıkarken kişiye ait birçok özelliği de gözler önüne seriyor. Bu giysi dolabımızı açtığımızda bir iskeletle karşılaşmak gibi bir şey. Tabi ki herkes bundan bir an önce kurtulmak istiyor”.

Beden onu okuyabilenlere reddedilmiş taraflarımızın kayıtlarını, konuşmaya cesaret edemediğimiz şeyleri, mevcut ve geçmiş korkularımızı sunuyor.

Beden onu okuyabilenlere reddedilmiş taraflarımızın kayıtlarını, konuşmaya cesaret edemediğimiz şeyleri, mevcut ve geçmiş korkularımızı ifade ediyor.

Doğuştan sahip olduğumuz spontan yaşam enerjisini bedenimiz ölü bir nesne haline gelinceye kadar farklı şekillerde bastırarak yok ediyoruz. Bedenimiz ise bu sürecin trajik kayıtlarını barındıran bir gölge. Akılcı ve modern yaşamın zaferi sahip olduğumuz daha ilkel ve doğal canlılığımızı kaybetmemiz pahasına kazanılıyor.  Beden onu okuyabilenlere reddedilmiş taraflarımızın kayıtlarını, konuşmaya cesaret edemediğimiz şeyleri, mevcut ve geçmiş korkularımızı ifade ediyor. Gölge olan beden, farkına varılmamış, içine girilmemiş, varlığı kabul edilmemiş ve ulaşılamayan sıkışmış bir enerji olarak karşımıza çıkıyor ve büyük oranda karakterimizi yansıtıyor. Kant’ın fikirlerinden etkilenen Jung “Psişenin doğası hakkında” adlı makalesinde “Psişe ile madde aynı ve tek bir dünyada ve birbirleriyle sürekli temas halinde ve aslında temsili mümkün olmayan aşkın bazı unsurların etkisiyle var olduklarına  göre, bunların aynı ve tek bir şeyin iki farklı yönü oldukları sadece mümkün olmakla kalmayıp oldukça olası gözüküyor” diye yazıyor.

Andersen’in “Gölge” adlı masalında bir gölge, alim olan sahibinden bir şekilde ayrılmayı başarır. Alim bu durumdan çok da etkilenmeden kendisine yeni ve nispeten daha mütevazi bir gölge yaratır. Birkaç yıl sonra ise zamanla zengin ve nüfuzlu hale gelmiş olan eski gölgesi ile karşılaşır. Bir prensesle evlenmek üzere olan eski gölge, patavatsızca alimi kendi gölgesi olarak görevlendirmek ister.

Andersen’in Gölge masalı egonun karanlık ve göz ardı edilmiş yanlarının nasıl beklenmedik ve güçlü bir şekilde bir araya gelip somutlaşarak efendi-hizmetkar ilişkisini ters yüz edebileceğini anlatıyor.

Andersen’in Gölge masalı egonun karanlık ve göz ardı edilmiş yanlarının nasıl beklenmedik ve güçlü bir şekilde bir araya gelip kişinin yaşamında somut bir etki yaratarak efendi-hizmetkar ilişkisini ters yüz edebileceğini anlatıyor.

Alim eski gölgesinin foyasını ortaya çıkarmaya çalışır, ancak uyanık gölge nişanlısını gölgesinin delirmiş olduğuna inandırarak alimi hapse attırır ve evliliğini alimin tehdidinden kurtarır. Bu masal bize egonun karanlık ve göz ardı edilmiş yanlarının nasıl beklenmedik ve güçlü bir şekilde bir araya gelip kişinin yaşamında somut bir etki yaratarak efendi-hizmetkar ilişkisini ters yüz edebileceğinin bir örneğini sunuyor.

Gölgemiz sahiplenilmemiş bir güç içeriyor. Gölgemizi reddetmemiz mümkün değil. Onu tamamen çözüp ortadan kaldırmamıza ise gerek yok. İhtiyacımız olan şey, belki de en derin yanlarını hiçbir zaman terbiye edemeyeceğimizi bilmemize rağmen, onunla ilişkiye geçerek onu bir parçamız olarak kabul edip onunla bütünleşmek. Gölgemiz sadece bilinçli yaşamımızın istemediğimiz taraflarını değil, aynı zamanda farkındalığımızı artıran ve zıtlıklar dünyasında var olmamız için bize gerekli gücü veren daha ilkel ve doğal yaşam enerjimizi, yani geleceğimiz için bir umudu içeriyor.